Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

KIRK AMBAR * Oyhan Hasan BILDIRKİ

Kýrk Ambar Kimlik Ara Beni E Posta Adreslerim Favori Sitelerim Konuk Defterim Resimlerim Foto Albümlerim Çanakkale Destan Destan Sisler İçinde İki Sevdalı Üç Kızların En Küçüğü Aşkımızın Ölümsüz Şafağı Gönlüm Bir Uçurtmaydı Sensizlik Zamanı Şairim Keyfin Yerinde Şimdi Bir Sevdalı Ateş Yüreğimde Özledin mi Beni? Kader Çekmiş Bizi Aynı Resmin İçinde Bulutlar Pusuda Hüzün Türküsü Sevdamız Sonsuz Bir Nehir Aydın İli Mânileri Söke Mânileri Karanfil Mânileri Söke Bilmeceleri Yörük Ali Türküsü Zaman Kuşakları Atatürk ve Sanat Hasret Hürriyet Gülebilmenin Bedeli Çağdaş Uygarlık Babam Çekirgeler "Kırım" İkizler Kendine Mektup Yazan Adam Fırsatın Ucu Kemal Sözen M. Kemal Yılmaz Mehmet Çınarlı Abdülkadir Güler Türk Müziği Balkan Türkleri Bülent Ecevit Faruk Nafiz Çamlıbel Yüzyıla Ağıt Türkçe Düşmanları Aşır Tunca Çözümsüzlük Kuşatma İttifak Kitaplarım Oyhanata'dan Çanakkale Destanı Büyük İlgi Bütün Fidanlar Sımsıcak Koçaklar Üçüncü Günün Öğlesi Ceylan Gözlüm El Değmedik Sevdalara Uyanmak Çanakkale Destan Destan Ustaların Öncüsü Oyhan Hasan Bıldırki ve Hikâye Dünyası



      

      KOÇAKLAR
      (ALP ERENLER)
      ÇANAKKALE DESTAN DESTAN

      KOÇAKLAR (ALP ERENLER) : Kapak kompozisyonunu İlhan Bilge'nin hazırladığı 12x19 ebadındaki 152 sayfalık kitap, Kutluğ Yayınları arasında (İstanbul-1975) çıkmış, kapak baskısı Kuşak Matbaası'nda, dizgi-tertip ve baskısı da Yüksel Matbaası'nda yapılmıştır. 
      'Musa Balı Bey Oğlu Adsız Bey' hikâyesiyle başlayan eser, 'Yıkım Günleri' ile bitiyor. Eserdeki 12 hikâyede, Çanakkale Savaşı ve sonrası anlatılıyor. Eser, uzun bir kaynak araştırması yapıldıktan sonra; 'Çanakkale'de en zorlu düşmanlarımızla çarpışan, günaşırı destanlar yaratan gazi dervişlerimizin, alp-erenlerimizin, kara koç yiğitlerimizin ve cümle koçaklarımızın hatırasını anmak, unutulmamalarını sağlamak için' (Önsöz, s.7 vd.) kaleme alınmıştır. İlkten sona bütün hikâyeler arasında, bir münasebet düşürülerek zincirleme yapılmıştır. Bu özelliğiyle eser, aslında bir nehir romandır. Eserin asıl kahramanları Adsız Bey ile Akça Gelin Oğlu Mehmet'tir. Bu iki isim, seçilmiş birer isimdir. Adsız Bey, bütün kahramanlarımızın yerini tutarken, Akça Gelin Oğlu Mehmet de bütün Mehmetçiklerimizin simgesi olmuştur. Aralarında Atatürk de olmak üzere eserde yer alan diğer kahramanlar, Çanakkale'de bizzat savaşanlardır. 

      Eser, Dede Korkut Hikâyeleri'nden ilhamla XX. Yy.'a indirilerek; nazım-nesir karışımı bir dille, daha doğrusu 'Dede Korkut üslubu'yla yazılmıştır. Ancak bu defa Dede Korkut, bir hikâyenin en tatlı yerinde 'Oyhanata' olarak karşımıza çıkıyor. Yayınlandığı yıl içinde okuyucunun büyük ilgisini çeken eser, Dede Korkut Hikâyeleri'nden sonra, sahasındaki ilk ve tek örnektir. Bu açıdan baktığımızda Bıldırki'ye de, modern çağın destancısı diyebiliriz. Yazar bu eserdeki üslubuyla daha sonraki bazı hikâyelerinde de karşımıza çıkacaktır: 'Tavukların serdarı göğsü güzel al horoz, vaktin erdiğini duyurmak için olmalı, kısa kısa, dahi kesik kesik dem tuttu, öttü. Kara gecenin yıldızları bile tek tek söner oldu. Alaca karanlıkta karşı yatan ulu dağlar dahi seçilmeye başladı. Şol minarelerde İslam bülbülleri şakıdı. Bazı evlerin pencereleri tek tük dahi olsa şavkıdı., turunculaştı. Sakalı ağarmış kocalardan bazıları yola düştü.' cümlelerinin yer aldığı Kuşluk Vakti de (1) , bu tarzın tipik örneğidir. 

      KADERSİZ BAŞIM OY'dan 

      'Meydan gümbür gümbür gümbürdedi. Yedi kat gökler, ve dahi kara yer bile 'Allah, Allah! ' sesleriyle inledi. Hüseyinoğlu İsmail Onbaşı, ulu Tanrı'mın bugün için yarattığı şol gâzi derviş, kavi kolları, güçlü bilekleri ile tamam elliye yakın kara dinli kâfiri boğazlayıp, canlarını cehenneme gönderdi. İleri hatlarda bulunan yiğitler yiğidi Hüsnü Onbaşı, takviye kuvvetlerimiz gelinceye kadar, kahramanca direndi. Kara dinli kâfire kan kusturdu. Çoğunu analarından doğduğuna pişman etti. Öcümüzü burunlarından fitil fitil getirdi. Boğuşmanın en amansız, en zorlu yerinde, göğsüne değen bir mermi sonucu, şehitlik katına yükseldi. İbrahimoğlu Ramazan derler, bir koçak vardı. O dahi durmadı. Kara dinli kâfirin içlerine kadar ilerledi. Aslanlar gibi dövüşüp, kaplanlar gibi vuruştu. Süngüsünü bir İngiliz domuzuna saplayıp çıkaramayınca, bir başka İngiliz domuzunun gırtlağına sarılıp ayıttı: 
      '- Ya ben seni boğmaz mıyım? Ciğerini sökmez miyim? Anandan doğduğuna pişman olmaz mısın? ' deyip, olanca gücü ile elleri arasındaki kâfir boğazını sıktıkça sıktı, canını cehenneme gönderdi. Bir başka kara dinli kâfir ona yetişti. Hep biliriz: Bu kara dinli kâfir köpekleri kalleş olur, kancık olur. Arkadan kıyıcı olur. Şimdi dahi öyle yaptı. Varıp, İbrahimoğlu Ramazan'a yetişti. Sırtına süngüsünü sapladı. İbrahimoğlu Ramazan; 'Yandım Allah! ' deyip, kuşça canını oracıkta teslim etti. Sonuçta kara dinli kâfir gerilemeye, kendi siperlerinden bile taşra çıkıp, gerisin geri kaçmaya başladı. 
      Emine bacı ve dahi kırk kızları, can yoldaşları bile durmadı. 'Vurun ha! Koman ha! ' deyip, kara dinli kafire yetiştikleri yerde kan kusturur oldular. Kara dinli kâfir erlerinden çoğunu yere serdiler, harman gibi yığdılar. Lâkin Han'ım, kaderin önüne geçilmez. Geçerse bile, bir ulu Tanrı'm geçer. Evveli, âhiri, başlangıcı, sonucu bir O bilir. Şehitlik defterini O tutar. Beli, Emine bacının dahi yazısını O yazmıştı. Kırk kızlarının önünde, kara dinli kâfir peşinde koşan Emine bacı dahi şehitlik şerbetini yudum yudum içti. Son sözleri: 'Tanrı'ma şükürler olsun. Mutluyum, mesudum.' oldu. Hemen kırk kızları, can yoldaşları dahi birer birer şehit oldular. 
      Kanlı boğuşmalar kesilince, Oyhanata'm koşup geldi. Şol Emine bacı ve dahi kırk kızlarının şehit olduğu yere vardı. Şehideler için, görklü Tanrı'ma duâ kıldı. Baktı gördü ki, bir büyük lâlenin çevresinde, kırk küçük lâle açılmıştır. İşi anlayıp, şah damarından kavradı. Yüreciği sevindi. Söyledi: 
      '- Şol mekân, evliyâlar yatağıdır.' dedi. 
      Koştu, vardı. Bu destanı düzüp, gâzi dervişlere, alp-erenlere anlattı, anlattı.' (2)

     
Hilâl GÜLER 
     
SÖKE'DE YEREL BASIN VE BASIN YAYIN HAYATI- S.351 vd. Uludağ Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi. 

      1 BILDIRKİ Oyhan Hasan, Kuşluk Vakti-Türk Edebiyatı Yıl:25 Sayı:289 s.48 vd. Kasım-1997 
      2 BILDIRKİ Oyhan Hasan, Koçaklar / s.107 vd. Kutluğ Yayınları İstanbul-1975