Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

KIRK AMBAR * Oyhan Hasan BILDIRKİ

Kýrk Ambar Kimlik Ara Beni E Posta Adreslerim Favori Sitelerim Konuk Defterim Resimlerim Foto Albümlerim Çanakkale Destan Destan Sisler İçinde İki Sevdalı Üç Kızların En Küçüğü Aşkımızın Ölümsüz Şafağı Gönlüm Bir Uçurtmaydı Sensizlik Zamanı Şairim Keyfin Yerinde Şimdi Bir Sevdalı Ateş Yüreğimde Özledin mi Beni? Kader Çekmiş Bizi Aynı Resmin İçinde Bulutlar Pusuda Hüzün Türküsü Sevdamız Sonsuz Bir Nehir Aydın İli Mânileri Söke Mânileri Karanfil Mânileri Söke Bilmeceleri Yörük Ali Türküsü Zaman Kuşakları Atatürk ve Sanat Hasret Hürriyet Gülebilmenin Bedeli Çağdaş Uygarlık Babam Çekirgeler "Kırım" İkizler Kendine Mektup Yazan Adam Fırsatın Ucu Kemal Sözen M. Kemal Yılmaz Mehmet Çınarlı Abdülkadir Güler Türk Müziği Balkan Türkleri Bülent Ecevit Faruk Nafiz Çamlıbel Yüzyıla Ağıt Türkçe Düşmanları Aşır Tunca Çözümsüzlük Kuşatma İttifak Kitaplarım Oyhanata'dan Çanakkale Destanı Büyük İlgi Bütün Fidanlar Sımsıcak Koçaklar Üçüncü Günün Öğlesi Ceylan Gözlüm El Değmedik Sevdalara Uyanmak Çanakkale Destan Destan Ustaların Öncüsü Oyhan Hasan Bıldırki ve Hikâye Dünyası



       ÜÇ KIZLARIN EN KÜÇÜĞÜ    

      Bir varmış, bir yokmuş. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde. Deve tellâl iken, manda berber iken, horoz imam iken. Anam kaşıkta, babam beşikte iken... Ben de babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken. Babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten... Annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği; gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi... Köşeye sıkıştırılmanın öfkesiyle Tophane minaresini cebime sokmayayım mı borudur diye? O öfke ile de Tophane güllesini doldurmayayım mı cebime darıdır diye? Bir tokat vurdular enseme, gözlerim fırladı dışarı. Üç gün mü desem, üç ay mı desem; öylece donup kalmışım. Zaman katmış önüne beni yel gibi, sürüyüp götürmüş sel gibi.
      Memleketin birinde; başkasının tavuğunda, keçisinde gözü olmayan, kendi hallerinde kıt kanaat geçinen bir karı koca ve üç de kızları varmış. Bu kızların babaları olan adam, ailesini geçindirmek, ele güne boyun eğdirmemek için, başkalarının işinde çalışıyor, bahtına ne iş çıkarsa, ondan ötekine koşuyormuş. Gel zaman, git zaman derken kızları da büyüdükçe, ailenin masrafları artmış. "İşten artmaz, dişten artar" diye düşünen adam, günlerden bir gün, sabah kahvaltısını yaptıktan sonra, o günkü işine giderken, karısına söylemiş:
      - Ben, filân yerde çalışıyorum. Daha çok zamanda, daha çok iş kaçırmak[1] için, öğle vakitlerinde eve yemeğe gelmek istemiyorum. Siz sofrayı bensiz kurar, içine haram katmadığım katıklarınızı da ben olmadan bölüşebilirsiniz. Biliyorsun, kızlarımız da büyüdü. Huylarıyla daha çok sana benzeyen kızlarımız, boylarıyla da bize yetiştiler. Neredeyse yuvadan uçacak yaşa geldiler. Boğaz büyüyünce, masraflarımız da arttı. Dediğim gibi, bugün eve yemeğe gelmeyeceğim. Öğle yemeğimi büyük kızla bana gönder.
      - Göndereyim göndermesine de, benim kızlarım yol iz bilmezler. Onları kaldırım çiğneterek büyütmedik. Bir bilirlerse bizim sokağımızı, haydi haydi mahallemizi bilirler. Daha ilerisini, ötesini asla bilmezler. Dediğinde ısrarcı isen, yol, iz için de bir çare düşünmeliyiz.

      Devamı için tıklayınız: SARIZEYBEK