Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

KIRK AMBAR * Oyhan Hasan BILDIRKİ

Kýrk Ambar Kimlik Ara Beni E Posta Adreslerim Favori Sitelerim Konuk Defterim Resimlerim Foto Albümlerim Çanakkale Destan Destan Sisler İçinde İki Sevdalı Üç Kızların En Küçüğü Aşkımızın Ölümsüz Şafağı Gönlüm Bir Uçurtmaydı Sensizlik Zamanı Şairim Keyfin Yerinde Şimdi Bir Sevdalı Ateş Yüreğimde Özledin mi Beni? Kader Çekmiş Bizi Aynı Resmin İçinde Bulutlar Pusuda Hüzün Türküsü Sevdamız Sonsuz Bir Nehir Aydın İli Mânileri Söke Mânileri Karanfil Mânileri Söke Bilmeceleri Yörük Ali Türküsü Zaman Kuşakları Atatürk ve Sanat Hasret Hürriyet Gülebilmenin Bedeli Çağdaş Uygarlık Babam Çekirgeler "Kırım" İkizler Kendine Mektup Yazan Adam Fırsatın Ucu Kemal Sözen M. Kemal Yılmaz Mehmet Çınarlı Abdülkadir Güler Türk Müziği Balkan Türkleri Bülent Ecevit Faruk Nafiz Çamlıbel Yüzyıla Ağıt Türkçe Düşmanları Aşır Tunca Çözümsüzlük Kuşatma İttifak Kitaplarım Oyhanata'dan Çanakkale Destanı Büyük İlgi Bütün Fidanlar Sımsıcak Koçaklar Üçüncü Günün Öğlesi Ceylan Gözlüm El Değmedik Sevdalara Uyanmak Çanakkale Destan Destan Ustaların Öncüsü Oyhan Hasan Bıldırki ve Hikâye Dünyası

Gökkuşağı yedi renk... Birini de sen yakala!

ALIN YAZIM, YÜREĞİME İŞLENMİŞ KADERİM * Oyhan Hasan BILDIRKİ 

Yaksaydı Mecnun’u Kerem gibi
Ne diller dökerseniz dökün tutamazdınız
En çılgın bülbüle döner bin dikene takardı göğsünü
Leyla’yı susturamazdınız

Ya da alev alev Kerem yanmazdı
“Ah!” dedikçe, saçını süpürge etmeseydi
Bu iki karasevdalıyı hiç kimse anmazdı
Aslı Han yaşar mıydı o hikâyenin taç beytinde

Melek soğuk gurbetin kahrına dayansaydı
Şehzade hep dipsiz kuyularda yaşardı
Kim bilir gördüğü kaç güzelin sensin diye
Peşinden koşardı

İkimiz ömrümüzün dört mevsimini de yaşadık
Saçlarımıza aklar düşse bile bir tanem
Aşkımızın ilkbaharına takılıp kalmak için
Bir daha, yeniden başladık

Bizim yüreğimiz delik, söyleyen öyle dedi
Çılgın bülbül gibi kalbimizi kaç kere kanattık
Efsanemizi dinlerken el eleydik, göz gözeydik
Hem Melek’i, hem Şehzade’yi ağlattık

Mecnun gibi çöle düşsem de, Kerem gibi yansam da
Vefasız okyanusları birer birer kuruturum
Alınyazım, yüreğime nakışlanmış kaderim
Ne Leyla’yı, ne Aslı Han’ı, ne de seni unuturum
14 Nisan 2007

Oyhan Hasan BILDIRKİ

UNUTMAK; NAFİLE BİR ŞARKI

Kolay mı gözlerin gözlerime baktıktan sonra
Kolay mı ikimiz birlikte aynı şafaklara baktıktan sonra
Anılar bohçasını dürüp kapatmak
Canından çok sevdiğini unutmak

İnadına kurşun gibi ağır zaman benim de düşmanım
Köz köz olmuş yaralarımı azdırıp kanatan
Unutmanın defteri açılır bütün aynalarda yaprak yaprak
Gözlerime gülümseyen meleğimi unutamam

Her şeyden ileri tuttuğum sevdiğim, kadınım
Kuş kanadına takılı zamanlarda gelecek
Penceremize vuran güneşe “merhaba!” diyeceğiz
Ayrılık düğümleri teker teker çözülecek

Unutmak; boşuna çırpınmak
Sevgin sinmiş şiirlerimi unutabilir misin
Unutmak; kendini yok saymak
Şehzade’ni mor dağların ardında bırakabilir misin

Unutmak, nafile bir şarkı
Dinledikçe kalplerimizi kanatacak sayısız gül dikeni
Ah bir tanem söyle bana unutmak mümkün mü
Göz bebeklerimde gülümseyen gözlerini
22 Ocak 2008

Oyhan Hasan BILDIRKİ

KÖPRÜNÜN ÖTESİ'nden

      Safak1 

      SEYİRCİ OLMAK * Oyhan Hasan BILDIRKİ

      “Hatasız kul olmaz!” derler. Ya devlet?
      Devlet, devlet olmanın bilincinde olmayanlar tarafından çekip çevriliyorsa, günü kurtarmanın telâşında olanların elinde kalmışsa, hata yapar. Bu hatalar, nice yıllar geçse de, unutulmaz, dostlukların “soğuması”na yol açar. Kanayan kalplerin acısı, sonrasında ne yapılsa da, dindirilemez.
      Kafkas Dağları’nın karlı doruklarında, “Kafdağı”nın sancılarını tek başına sırtlanan Çeçenistan’dan yükselen  “mesaj” dolu seslere, ne pahasına olursa olsun, kulak vermeliyiz. Bu, olgunluk çağını yaşayan Türkiye Cumhuriyeti’nin aslî görevidir. Zira, bizim cumhuriyetimiz, bağımsızlık savaşı veren bütün milletlerin ülkelerine ışık tutan bir “kutup yıldızı” gibidir. Bizim kuruluş ve kurtuluş kavgamız, o memleketlere kılavuz olmuştur. Onlar bizim yolumuzdan, Atatürk’ümüzün izinden yürümüşlerdir. Onlara sırt çevirmek, sürdürdükleri kutsal savaşlarına seyirci olmak, bizim için “vebâl”dir.
      Çeçen kartalı Cevher Dudayev, dünkü hatalarımızdan birini, suratımıza bir şamar gibi çakarken, kutup yıldızının görevini yapacağına olan ümidini de kaybetmiyor: “Şeyh Şamil’in şanlı mücadelesine yardım etmeyerek, bütün Kafkasya’nın Rus hegemonyasına girmesine seyirci kalan Türkiye’deki kardeşlerimizin, aynı tarihî hatayı tekrarlamayacaklarını ümid ediyoruz.” derken, bizden ne istediğini de, açık seçik, net olarak belirtiyor: “Biz, savaşmayı da, ölmeyi de biliriz. Sizden istediğimiz silâh ve asker değil, insanî ve diplomatik sahada bizi savunmanızdır.”
      Bu konuda, Kızılay’ın yardımları dışında, bize düşeni yapmadığımız inancındayım. Üzerimize ölü toprağı serpilmiş olmalı, çevremizdekilerin ne etlisine, ne sütlüsüne karışırız. Halbuki Türkiye, Çeçenistan’da akan kanın durdurulması için Rusya Federasyonu nezdinde “aktif rol” oynamalıdır. Hatta, bütün kurum ve kuruluşlarıyla, dünyayı aydınlatmalıdır. Böyle bir çalışma, bizi, vebâl altında kalmaktan kurtarır. Aydınlatma görevini yaparken, “cesur” olmalıyız. Umutsak, gereğini yapmalı, değilsek; sağa sola umut fişekleri dağıtmayı terk etmeliyiz. O zaman, hiç olmazsa, başkalarını “nâr”ımıza yakmayız.
      Yapacağımız iş, izleyeceğimiz yol belli. Liberal Parti Başkanı Besim Tibuk, “iş”in ve “yol”un altını, cesaretle çizmekten çekinmiyor: “Türkiye, kötü bir dış politika takip ediyor. Kimse Türkiye’nin büyük güç olduğunun farkında değil. Kafkaslar, bizim ön bahçemiz. Kafkasya ile ilgilenmeyip, Çeçenistan’ı Ruslara bırakmak, büyük hatadır.”
      İnsan haklarının duvara asıldığı, binlerce sivilin katledildiği, dünyanın sadece homurdandığı Çeçenistan’da, tankların bozgunu başladı. Yüzlerce Rus tankı, Çeçen yiğitlerinin eline geçti. Rusya, çatırdıyor. Çeçenistan semalarından, diğer ülke şafaklarına, bir ses yükseliyor: “Tarih boyunca defalarca bağımsızlığımızdan taviz vermediğimiz için katliâma maruz kaldık. Ama bu sefer başarmak istiyoruz. Başta Türkiye olmak üzere, İslâm ülkeleri mücadelemize destek olmalıdırlar.”
      Bu sefer destek olalım. İsimlere rumuz koymaktan, gözlere bandaj çekmekten vazgeçelim. Seyirci olmayalım!
      10 Ocak 1995
 
      Oyhan Hasan BILDIRKİ

Kırk Ambar'dan öteki sitelerime de ulaşabilirsiniz

Görüşlerinizi bildirmek için aşağıdaki E Posta adresime yazabilirsiniz.